Kredi kuruluşu Luxury Asset Capital’in Manhattan ofisindeki iklim kontrollü bir odada raflar sıra sıra Hermès çantalarla dolu: Her biri yaklaşık 75 bin dolar değerinde egzotik deriden yapılmış Mini Kelly’ler, elmas kaplı Birkin çantalar ve değeri altı haneli rakamlara ulaşan diğer sınırlı üretim parçalar. Hemen yakınlarında, değeri 200 bin doları aşan bir Yoshitomo Nara çiziminin de dahil olduğu çağdaş sanat eserlerinin yanı başında 50 bin dolara alıcı bulabilecek “The Catcher in the Rye” (Çavdar Tarlasında Çocuklar) kitabının ilk baskısı duruyor. Koridorun ilerisindeki kasalar, hepsi titizlikle etiketlenmiş ve mühürlenmiş çok sayıda Rolex saat, elmas ve altın takı barındırıyor.
Ve bunların hiç biri satılık değil. Bu eşyalar, hızlı nakit arayan ultra zengin borçlanıcılar tarafından rehin verilen teminatlar. Denver merkezli Luxury Asset Capital, faaliyetlerini bir mahalle rehin dükkanının temel işleyişi ve bir İsviçre bankasının gizlilik anlayışıyla yürütüyor. Borçlanıcılar saatlerini, mücevherlerini, el çantalarını ve sanat eserlerini rehin vererek çoğu zaman bir gün içinde finanse edilen kısa vadeli, rücusuz krediler alıyor.
Büyük bir koruma fonunu yöneten bir borçlanıcı, bir yatırım için teminat tamamlama çağrısı aldıktan sonra karısının değeri 600 bin dolardan fazla olan sekiz karatlık elmas yüzüğünü rehin bıraktı. Borçlanıcı sonunda krediyi geri ödedi ve yüzük iade edildi. Bir başka müşteri de bir keresinde teminat olarak Emmy Ödülü’nü getirdi.
Lüks varlık kredileri, servet yönetimi ile aciliyetin kesiştiği noktada yer alıyor. Aynı zamanda daha genel bir trendin bir parçası: Zengin -ya da en azından varlıktan yana zengin- borçlanıcıların lüks varlıklarını doğrudan satmak ya da geleneksel banka kredilerinin gerektirdiği evrak işleri ve kişisel kefaletlerle uğraşmak yerine hızlı nakit karşılığında rehin verdiği özel kredi pazarının giderek büyüyen bir dilimi.
“Bu kadar çok kişinin bize gelip ‘Bunu yapabileceğimi bilmiyordum’ demesi gerçekten şaşırtıcı” diyor Luxury Asset Capital’in kurucusu ve CEO’su Dewey Burke. 2016 yılında kurulan ve ilk yılında kârlılığa ulaşan şirket, o zamandan bu yana 1 milyar doların çok üzerinde kredi verdi, şirketin çevrimiçi kredi platformu Borro başta olmak üzere bir markalar portföyü üzerinden ve New York, Palm Beach ve Beverly Hills’teki fiziksel şubeler aracılığıyla. Burke, müşterilerin yaklaşık yüzde 74’ünün tekrar kredi almak için geri döndüğünü ve lüks varlıkları aslında bir döner kredi limiti olarak kullandığını belirtiyor.
Şirketin müşterileri, girişimciler ve yatırımcılardan koleksiyoncular ve işletme sahiplerine kadar uzanıyor. Bazıları saatlerle dolu kasalarla geliyor. Diğerleri ise el çantalarını bir gecede kargoyla gönderiyor. Giderek artan sayıda müşteri, sahip olduğu eşyaları işletme sermayesi olarak kullanıyor. Burke, “Saat müşterilerimizden biri, sürekli Rolex ve Patek Philippe’in bekleme listelerinde yer alıyor” diyor, “Mağazaya geliyor, bir saat karşılığında kredi çekiyor, gidip yenisini satın alıyor ve bu döngü böyle sürüp gidiyor.”
Esneklik, bu hizmetin cazibesinin önemli bir parçası. Geleneksel bankalar genellikle menkul kıymet portföyleri veya gayrimenkul karşılığında kredi verirken, lüks varlık kredisi kuruluşları, geleneksel finans kurumları için alternatif varlıkların sınırlarını zorlayan çok daha geniş bir yelpazedeki varlıkları finanse etmeye istekli. Borro; Super Bowl yüzükleri, samuray kılıçları ve hatta Manhattan’ın Midtown bölgesindeki bir otopark yeri karşılığında kredi verdi.
Teklif basit: Hız, gizlilik ve hiç bir şahsi teminat olmaması. Borçlanıcılar lüks varlıklarını teminat olarak gösteriyor, hızlı bir şekilde paralarını alıyor daha sonra da varlıklarını rehinden kurtarıyor. Geri ödeme yapmazsa kredi veren varlığı elinde tutuyor ve satıyor -çoğunlukla Christie’s veya Sotheby’s gibi müzayede evleri aracılığıyla.
Borro’nun Beverly Hills’teki müşterilerinden biri, rehin hizmetini sipariş ettikten sonra neredeyse bir yıl üretilmesini beklediği özel yapım Hermès Mini Birkin çantası karşılığında yaklaşık 30 bin dolar kredi almak için kullandı. Çantaya yaklaşık 33 bin dolar ödemişti ve 50 bin doların üzerinde bir yeniden satış teklifi almıştı ama çantayı elinde tutmak istiyordu. “Onu satmak istemedim” diyor, “Bir Hermès çantasına sahip olmak her gün karşınıza çıkan bir fırsat değil.” Aldığı krediyi satıp kâr etmeyi planladığı bir mülkün tadilat masraflarını karşılamak için kullandı: “Bu, karşıya geçmek için bana bir köprü kredisi sağladı.”
Lüks varlık teminatlı krediler elbette yeni bir olgu değil. 14’üncü yüzyılda Medici ailesi, Floransa’da zengin müşteriler için modern bankacılık uygulamalarının öncülüğünü yaparken aynı zamanda alt gelir grubuna yönelik rehin dükkanları işletiyordu. Günümüzde ise bu hizmet, giderek artan bir şekilde, geleneksel rehin dükkanlarına ve özel bankalara karşı VIP bir alternatif olarak pazarlanıyor.
Burke, iş modelinin savının gayet basit olduğunu söylüyor: Geleneksel olarak lüks varlıkların değerini nasıl belirleyeceğini bilmeyen bankalara güvenilir bir kredi alternatifi sağlamak. “Bankaların ‘Bilmediğimiz şeyi bilmeyiz’ demek gibi bir şöhreti var” tespitini yapıyor Burke, “Gayrimenkul ya da pazarlanabilir menkul kıymet değilse o varlığın değerini sıfıra indiririz.”
Bir başka cazip teşvik de bu kredilerin rücusuz olması: Borçlanıcı geri ödeme yapmazsa firma varlığı elinde tutar ve satar. Kredi kontrolü veya gelir doğrulaması yapılmaz; ödemeler genellikle aynı gün gerçekleşir.
Luxury Asset Capital şu anda Denver, New York, Kaliforniya ve Florida’da ofisler işletiyor ve Borro sayesinde 50 eyaletin tamamında müşterilere sahip. Burke, şirketin kredi defterinin son 10 yılda yaklaşık 25 kat büyüdüğünü belirtiyor. Borro 5 milyon dolara kadar kredi verebiliyor olsa da şirketin tipik kredilerinin şu anki tutarı ortalama 15 bin ila 20 bin dolar arasında. Gelir geçen yıl tahminen 65 milyon dolardı.
Bu krediler borç verenler için gayet kazançlı olabiliyor. Çoğu kısa vadeli, genellikle 30 ila 120 günlük olsa da bir çok borçlanıcı bu süreyi uzatıyor veya krediyi yeniliyor. Burke’ün verdiği bilgiye göre Borro’nun uyguladığı faiz oranları genellikle aylık olarak düşük tek hanelerde. Bu da yüzde 5 civarında aylık faiz ödeyen borçlanıcıların yüzde 60’ın üzerinde yıllık faiz oranlarıyla karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor. Fakat krediler genellikle yıllar yerine aylar cinsinden değerlendirildiğinden borçlanıcılar bu maliyeti hız ve esneklik karşılığında kabul edilebilir bir bedel olarak görüyor. Ancak kredi verenler açısından, özellikle yaklaşık yüzde 74’lük tekrar borçlanma oranları göz önüne alındığında, hesap çok çabuk kabarabilir.
Burke, kredi – değer oranlarının genellikle varlığa bağlı olarak, kabaca yüzde 40 ila yüzde 65 arasında değiştiğini söylüyor. Rolex saatleri gibi likiditesi yüksek kategorilerde bu oran daha yüksek iken daha niş varlıklarda daha düşük. Bu, lüks sanat koleksiyonları için krediyi genellikle takdir edilen rayiç değerin yaklaşık yüzde 50’si ile sınırlayan Bank of America gibi özel kurumların uyguladığı oranlarla aynı seviyede.
Borro gibi butik kredi kuruluşlarını geleneksel bankalardan ayıran şey sadece hız değil aynı zamanda finansal yapıları. Bank of America’nın Sanat Hizmetleri biriminin idari direktörü ve şefi Drew Watson, fiilen iki katmanlı bir piyasayı tarif ediyor. Bir katmanda genellikle daha yüksek faiz oranlarıyla ve çok çeşitli varlıkları teminat alarak rücusuz krediler veren butik kredi kuruluşları yer alıyor. Diğer katmanda ise sadece sanat eserleri veya diğer lüks varlıklarla değil aynı zamanda borçlanıcının genel bilançosuyla da teminatlandırılmış rüculu krediler veren özel bankalar yer alıyor.
Bank of America’nın yaklaşık 10 yıl önce hayata geçirilen sanat kredileri programı, genellikle değeri 10 milyon doların üzerinde olan ve uluslararası düzeyde tanınan koleksiyonlara sahip koleksiyoncuları hedefliyor. Minimum kredi tutarları tarihsel olarak 5 milyon dolardan başlıyor ve kredi – değer oranı genellikle takdir edilen rayiç değerin yaklaşık yüzde 50’si ile sınırlandırılıyor.
“Bu iki segment birbirinden gayet farklı” diyor Watson. Banka genellikle çok büyük bilançolara ve çeşitlendirilmiş koleksiyonlara sahip borçlanıcılara kredi veriyor. Buna karşılık, butik kredi kuruluşları genellikle daha küçük ölçekli borçlanıcılara hizmet veriyor -bunlar için rüculu kredi bir seçenek değil.
Lüks varlık kredileri, geniş özel bankacılık sistemiyle karşılaştırıldığında, hâlâ seçkin bir niş olmaya devam ediyor. Ancak yeniden satış piyasalarının derinleşmesi ve alternatif varlıkların çoğalmasıyla lüks varlıklar bir statü sembolü olmanın yanında bir bilanço aracı olarak da muamele görmeye başlıyor. Zamanlamanın değerleme kadar önem taşıdığı bir pazarda bir Rolex, Birkin veya müzelik bir tablo artık sadece bir zevk nesnesi olmanın ötesinde bir sonraki fırsat için kullanılabilecek kaynak da olabilir.